Ah bu şarkıların gözü kör mü olsa?

Bu başlıkta bir yazı yazasım vardı ne zamandır. Şarkının sözlerini ararken sözlüğe düştü yolum. Aşağıdakini sevdim:

anlam: aranilip çogu zaman elde edilemeyen, edilince statüko nedir bilmeyen, metamorfozun kucaginda yanip yanip tekrar üreyen, türeyen, dogan anka.
durum: anlam ariyordun ve bir sarki çaliyordu. arayisin sonuçlanmasi için sarki anlam oldu, susunca söylenenleri doldurabilmek ve anlam yüklenen sarkilardan kehanetler üretebilme laneti sardi tüm benligi.
sonuç: anlam gitti, zaman geçti, sarki devam etti.
sarki: geçmisin zamansiz hatirasi, istenilse de unutulamayan kismi.

Sözlükte devamını okumak isterseniz tıklayın.

Bir süredir bu lanet sardı benim de tüm benliğimi. Şarkı sözlerine oldum olası dikkat ederdim, sözleri anlamaya çalışırdım da son birkaç aydır aklımdan geçen şarkının radyoda çalıvermesi, çalan şarkının tam da bana söyleniyormuş hissiyatını vermesi, bir filmi düşünürken film müziklerinden birinin belirivermesi durumları çoğaldı. Belki de yukardaki ekşi sözlük entry’sindeki gibi bir şeylerin anlamını aramaktan, fazlasıyla sorgulayıcı olmaya başlamaktan, bazı kararlar arifesindeyken ya da kararsızlıklar içindeyken bir yol göstericiye ihtiyaç duymaktan oluyor tüm bunlar. Genellikle hayatımın bir film olduğunu düşünür ve çoğu sahnede fonda bir şarkı çaldırırım. Macera ve aksiyon dolu değil ya da herhangi bir ilginç tarafı yok aslında bu filmin. İlginç değil ama sıkıcı da değil daha doğrusu olmaması için çabalayan bendeniz başrolde. Ve fonda yani çoğunlukla beynimde çalan farklı şarkılar oluyor farklı sahnelerde. Hemen hemen her sabah uyandığımda bir şarkı dönüyor kafamın içinde. Gün içinde değişiyor şarkılar. Beyoğlu’nda yürürken cd satan bir yerin önünden geçerken duyulan ya da arabada radyoda çalan ve cuk oturan bir şarkı daha da şahane fon olabiliyor tabii ki. İşte o zaman insan ister istemez etkileniyor sözlerden.

Birkaç ay once kendini çok iyi hissetmediğini düşündüğüm bir arkadaşıma “Across The Universe” şarkısını göndermiştim. Orjinali Beatles’ın ama ben Fiona Apple coverını çok daha fazla severim. Bu şarkı hüzünlü gibi görünse de içime iyi gelir hep. Sanırım gönderdiğim arkadaşıma da iyi gelmişti. Sonra Beatles’dan, bu şarkıdan ve iyi gelme durumlarından bir başka arkadaşıma bahsederken bana şarkıyı hiç bilmediğini söyledi. Ve 2 dk bile geçmeden oturduğumuz restoranda bu şarkı çalmaya başladı. Gerçekten o sırada o şarkının çalmasını istemiştim ve bazen insanın istediği şeyler anında olabiliyor.

Benzer bir çok tesadüfi durumu yaşadım, hala yaşıyorum. Sessizliğe büründüğüm bir sırada “Sound of Silence” çalmasına bile anlam yükleyebiliyor insan. Ve o andan itibaren beyninde çalmaya başlıyor şarkı günlerce… Hele o Bülent Ortaçgil şarkıları yok mu? Onlar sanki benim için yazılmış gibi. Zaten adam Şık Latife’yi yazmış benim için daha ne yapsın :) Şaka bir yana Şık Latife’nin sözleri beni pek yansıtmasa da severim. Geçenlerde içimin karardığı bir günde arka arkaya defalarca dinlediğim “Yüzünü Dökme Küçük Kız” benim için yazılmış gibidir sanki. Evet hala küçük bir kızım ve hala yüzümü dökebiliyorum. Ama her siyahın bir beyazı olduğunu şarkılarla hatırlamak iyi geliyor.

Hayalgücümün sınırları yok, bunu seviyorum. Ancak son zamanlarda öyle aklı bir karış havada gezer olmuştum ki bu hayalleri gerçekleştirmek için çabalamak yerine rüzgarda savrulan bir yelkenliye dönüşmüştüm. Anı yaşamak güzel ama ya gelecek? Evet gelecek de bir gün gelecek ve o gün gerçek olmasını istediğim şeyler için şimdi çok çalışmalıyım. Şu anlam arama durumlarında insan her şeyin cevabını verebiliyor esasında. Şarkılarda  bulduğumuz cevaplar, işaretler bildiğimiz şeyler ama bu melodik hatırlatmalar daha etkili oluyor sanırım. Geçtiğimiz hafta tam da bunları düşünürken, yeni kararlarıma sarılayım derken radyoda Metallica’dan Turn the Page çalması gibi. Sayfayı çevirme zamanı… Şarkı bitince değiştirdiğim kanalda Lou Reed Perfect Day‘in son dizelerine denk gelmem gibi… You’re going to reap just what you sow… Ne ekersen onu biçersin… Evet öyle, biliyorum. Hatırlattığınız için teşekkürler şarkılar. Ortaçgil sizin için adam olmaz demişti ama bizi adam edeceksiniz sonunda.

Not: Fotoğraf geçen hafta buğulu bir vapur camına çizdiğim yelkenli… Fırtınalı bir günde rüzgarda savrulmuyor, güneşli pırıl pırıl bir günde kararlı bir şekilde apaz seyrediyor.

4 thoughts on “Ah bu şarkıların gözü kör mü olsa?

  1. Vikipedi der ki;
    Apaz, yelkenli teknelerin seyirlerinden biridir. Apaz giden bir tekne rüzgarı yandan alır, yelkeni biraz açar salmayı bir karış yukarı kaldırılır.

    • Evet, doğru demiş vikipedi. Ayrıca en hızlı seyir apazdır. Teknenin rüzgarı arkadan aldığı pupa ise en yavaş seyirdir sanılanın aksine.

  2. Latife, güzel insan…umarım istediğin hedefe çok kolay ve hızlı ulaşırsın. Bazen hepimize biraz hatırlatma gerekiyor. Ben de bu post’unla kendi hedefime ulaşmak için daha çok çalışmam gerektiğini hatırladım :) Teşekkürler..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>