Bir karavan macerası

Tam olarak hatırlamıyorum, Ozan’ın ilk kez ne zaman karavan gördüğünü. Hayal meyal şöyle bir şey kalmış aklımda. Güneye doğru arabamızla seyahat ediyoruz ve bir karavanın yanından geçiyoruz. “Ozan bak bu bir karavan” diyerek gösteriyoruz ve ne olduğunu anlatıyoruz. İlk gördüğü an böyle miydi yoksa uyduruyor muyum gerçekten emin değilim. Bazı şeyler insanın zihninden uçuveriyor. Gerçek mi değil mi emin olamadığın bir yerlerde duruyor. Bu yüzden anıları yazmanın önemi büyük.

Ozan’ın uzun zamandır karavanla seyahat etmeyi hayallerinin arasına yerleştirdiğini biliyorum. Ara ara bu hayalinden bahsediyordu. Miniğim konuşmaya başladığından beri söylediği şeylerin bazılarını not alıyorum. İyi ki yapmaya başlamışım dediğim şeylerden biri bu. Bakınız kendisi 8 Haziran 2014’te ne demiş:

Benim hayalim bi kedim olması, bi vosvosum olması, bi karavanım olması.

O günden beri neler oldu?

İsmini Minyon koyduğu dünya tatlısı bir kedisi var…

Minyon

Bir vosvosu yok ama her vosvos gördüğünde vosvos delisi annesine onu gösterir. Bazen fotoğrafını çekeriz…

Vosvos copy

Bir karavanımız yok ama birkaç hafta önce 3 günlüğüne karavan kiralayıp karavanda yaşamanın nasıl bir şey olduğunu kısacık da olsa deneyimledik…

Karavan-12

Ozan-1

Karavan macerasının detayları çok merak edilince bir yazı yazmanın faydalı olacağını düşündüm. Hem bir ilk de böylece kayıt altına alınmış olur.

Karavanı Casavan adlı firmadan kiraladık. www.casavan.com adresinden bilgilere ulaşabilirsiniz. Normalde 1 haftadan az kiralama yapmadıklarını belirttiler ancak ellerindeki karavanların uygun olması sebebiyle ricamızı kırmadılar ve 3 gün kiralamamıza izin verdiler. Bizi kırmadıkları için tekrar çok teşekkürler.

Karavan kullanabilmek için B sınıfı ehliyete sahip olmanız yeterli. Kiraladığımız karavan bir motokaravanmış (mış diyorum çünkü ben de yeni öğreniyorum bir çok bilgiyi). Yani kendi motoru olan bir karavan. Başka bir aracın arkasına takılan modellerden değil. Araç düz vites. Yüksek ve büyük olduğu için ilk kullandığınızda acemilik yaşayabilirsiniz. Tecrübe kazandıkça insan rahatlıyor.

Önden manzara…

Karavan-1

Arka pencere manzarası…

Karavan-2

Karavan minyatür bir ev gibi. İçinde mutfağı, büyük boy bir buzdolabı, banyo&tuvaleti, yatağı, masası, koltuğu, dolapları, kliması olan tekerlekli bir ev. Aracın iki ayrı aküsü var. Ön ve arka taraf birbirinden bağımsız (ön taraf=şoför bölümü, arka taraf=ev). Böylece arka bölümün aküsü bitse bile ön tarafla bir ilgisi olmadığı için araç çalışabilir durumda oluyor. Arkada ışıkları yakmak için aracın çalışır durumda olmasına gerek yok. Klima ve sıcak su hariç tüm fonksiyonları karavanı elektrik kaynağına bağlamadan ve çalıştırmadan kullanabiliyorsunuz. Bu durumda aküyü tüketmeye başlıyorsunuz. Aküyü hem elektrik kaynağına bağlayarak hem de güneş enerjisiyle şarj edebiliyorsunuz. Yedigöller’de karavan camping alanı olmadığı için aracımızı 3 gün boyunca elektrikle şarj edemedik. Sıcak su ve klima kullanmadık. Kullanmaya da ihtiyaç duymadık. Işıklarla ilgili bir sıkıntı yaşamadık. Gündüzleri pek güneş olmasa da karavan güneş enerjisiyle bir miktar şarj oldu. Şunu anladık ki karavanla tatil yaparken karavana uygun alanları araştırmakta fayda var.

Mutfakta lavabo ve ocak var. Ocak gazla çalışıyor. Karavanın dışından eriştiğiniz bir bölümde büyük boy tüp bulunuyor. Mutfağın aküden bağımsız olması güzel bir şey. Elektrik yok diye aç kalmıyorsunuz.

Karavan-4 Karavan-5

Tuvalet atıklarının depolandığı bölüme bir kimyasal dökülüyor ve bu kimyasal tüm atığın sıvılaşmasını sağlıyor. Böylece atık deposu dolduğunda kolay boşaltabiliyorsunuz. Tuvalette klozet ve lavabo var. Lavabodaki musluk duş olarak da kullanılıyor. Mavi tura katılmış olanlar varsa teknelerde kamara içindeki banyonun aynısı. Karavanda tuvalet olmasının büyük bir konfor olduğunu belirtmeliyim. Özellikle havanın soğuk ve yağışlı olduğu bir dönemde “çocuğun tuvaleti geldi koş koş” paniğini hiç yaşamamış olduğumuza seviniyorum.

Bizim kiraladığımız karavan 5 kişinin konaklayabileceği bir modeldi. En arkada 2 kişinin yatabileceği büyüklükte bir yatak var. Ortadaki masa ve koltukların olduğu bölüm yatağa dönüşüyor. Şoförün üzerinde de yataklı bir bölüm var ki burası çocukların en favori oyun yeriydi. Defalarca tırmanıp indiler.

Karavan-9

Karavanda yastık, yorgan ve temiz nevresim takımları var. İsterseniz siz kendi nevresimlerinizi de götürebilirsiniz. Biz üşüme korkusuyla ekstra battaniyeler aldık yanımıza.

Tatile başlamadan önce geçen sene karavanla tatil yapan arkadaşım İbeking’i aradım ve birkaç tüyo aldım. İbek çok önemli bir tavsiye verdi. “İçerisi çok çamur olacak, yanınızda vileda götürün.” Bu tavsiye çok işimize yaradı tatil süresince.

Karavan-3

Tatile 2 aile 2 karavan kiralayarak çıktık. Karavanları perşembe akşamı eve yakın bir noktaya park ettik. Sabah erken saatte yola çıkma planımız her tatilde olduğu gibi şaştı ve cuma günü öğle saatlerinde yola çıktık. Hedefimiz Yedigöller. Yolun yarısını çocuklar aynı karavanda geçirdi. Bu noktada çocuk oto koltuğu konusunda hassas kişilerin çok merak ettiği şeyler olduğunu biliyorum. Karavanda arkada oturanlar için emniyet kemeri mevcut. Çocukları kemerle bağlayabilirsiniz fakat onlar en arkada kamyonlara el sallayarak gitmeyi tercih ettikleri için kemer bizde kullanılmadı. Şehir içinde ve dışında hiç esnetmediğim emniyet kemeri kuralını karavanla yolculuk ederken uygulayamadım. Çocukların keyfi mi yoksa emniyeti mi gibi bir soru sorulduğunda cevap elbette emniyet olacaktır. Biz çocuklarla mücadele edemedik ve kemersiz yolculuk yaptık. Sonuçta kemer var ve bağlamakta da fayda var.

Kemerle yolculuk ettiği kısa bir an…

Karavan-6

Kemersiz yolculuk zamanları…

Karavan-7 Karavan-8

Yemek molasına kadar aynı karavanda yolculuk eden bücürleri uyku ihtiyaçlarının belirmesiyle ayırdık. Herkes kendi karavanının arkasında bulunan yatağa geçti ve Yedigöller’in tangır tungur yollarında mışıl mışıl uyudu. Yedigöller’in yolu berbat. Geniş ancak çok delik deşik bir yolu var. Kısacık mesafeyi uzun sürede gidiyorsunuz. Çocukların bu yolu uyuyarak geçirmesi güzeldi.

İlk gün hava kararmak üzereyken vardık. Etrafta pek insan yoktu. Mangalımızı yaktık, masamızı açtık, hiç kamp acemisi değilmişiz gibi eksiksiz bir sofra kurduk. Yemekten bir süre sonra anneler ve çocuklar yine arkadaki yatakta mışıldamaya başladı. O kadar uzun gündüz uykusundan sonra uyumayacağını sandığımız bücürler temiz hava ile çarpıldı ve erken saatte uyudu. Gece içeriyi ısıtan klimayı çalıştıramıyor olmamıza rağmen hiç üşümedik. Ozan’ı sadece termal içlikle yatırdım, üzerine yorgan örtüp cam kenarlarını polar battaniyelerle kapladım. Sabaha kadar deliksiz uyudu, ne terledi ne üşüdü. 3 sene önceki anne-oğul kamp maceramızda ilk kez çadırda uyuduğunda da deliksiz uyumuştu.

İlk akşam yemeği :)

Karavan-13Uyanmaya çalışma halleri…

Karavan-11

Gözümü açıp tavana baktığında gördüğüm manzara…

Karavan-14

Sabah ormanda kuş sesleriyle uyanmayı hayal ederken araç gürültüsüyle uyandık. Bir önceki gecenin huzurlu ormanı bir anda insan istilasına uğradı. Çoğu fotoğraf turlarına ait onlarca otobüs gelmişti ve bir önceki gecenin huzuru yerini araba gürültüsüne, gitar çalan (amfi unutulmamış), tulum çalan, dans eden, horon oynayan insanlara bırakmıştı. Bu konuda yorum yaparsam yazı çok uzayacak. Huzur bulmaya gitmiş insanların eğlenmeye gelmiş insanlar tarafından çevrelenmesi konulu gerilim filmi olduğunu hayal edin. Otobülerin arasında 2 karavan çok ilgi çekiciydi. Kahvaltımızı karavanlarımıza ve bize bakarak yanımızdan geçen insanlar eşliğinde yaptık. Karavanla ilgili gelen sorular, insanlarla girdiğimiz diyaloglar komikti. Onların birkaçını yazmak istiyorum:

– Oooo bu havada en iyisini siz yapmışsınız. Ne kadar abi bu karavanlar?
– Bizim değil, kiraladık.
– Kaça kiraladınız?

– Selamünaleyküm gezebilir miyiz?
– İçerde çocuk uyuyor, sonra gezdirsek?

– Karavanınızda fotoğraf makinemi şarj edebilir miyim?
– Bizde elektrik yok.
– Aaa karavan görünce lüks bi şey sanmıştım.

İki aile gitmemizin en büyük avantajı götürülecek malzemeleri paylaşmış olmamızdı. Listeye yazmadığımız ve aklımıza gelen bazı şeyleri de birimizin düşünmüş ve çantaya atmış olmasına sevindik. Gelen soruları düşünerek aklıma geldikçe yazıyorum. Neler yediğimiz merak edilmişti. Tüm öğünleri önceden planladık. Akşamları mangal yapacağımız için biraz sulu yemek de olsun diye çorba ve zeytinyağlı barbunya götürdük. Cumartesi öğlen mantı pişirdik. Salata malzemelerini yıkayıp götürmüş olmak işimizi kolaylaştırdı. Kek, kurabiye, kuruyemiş ve taze meyve gibi atıştırmalıkları, filtre kahve ve Türk kahvesi gibi keyif zamanlarının olmazsa olmazlarını yanımıza aldık. Gereksiz hiçbir şey almamışız fakat miktar konusunda abartmışız. 1 hafta kalsak yetecek malzemeyle geri döndük. Sadece yemek değil kap kacak malzemeleri de unutulmaması gereken şeylerden.

Türk kahvesiyle birlikte cezve ve fincanı unutmadık. Közde kahve bir başka oluyor…

Karavan-15

Karavan tatilimizi kamp konusundaki acemiliğimiz sebebiyle 3 gün olarak planlamıştık. Bunu bir deneme olarak kabul edip seversek başka bir zaman, daha uzun süre kiralayabileceğimizi düşünmüştük. Kulağa iyi bir fikir gibi gelse de, tatilin sonunda 3 günün çok az olduğunda hepimiz hemfikirdik. Yanımızda götürdüğümüz eşyaları 3 gün için taşımış olmaktansa 1 hafta dolu dolu geçirmek daha mantıklı geliyor şimdi bana. Lüks düşkünü değilseniz karavan hiç de korkulacak bir şey değil. Karavanla tatilin eğlenceli ve keşif dolu olacağı kesin. Yazın böyle bir tatil yapmak ve tatil yapılacak bölgeyi karavan için uygun alanlar arasından seçmek akıllıca olur. Biz kışa girerken bu maceraya giriştiğimiz için yanımızda yer kaplayan kalın kıyafetler götürmek zorundaydık. Oysa yazın tiril tiril birkaç kıyafetle tüm hafta geçirilebilir, kamp alanında duş alınabilir, karavanın önüne çadır kurulup onda da yatılabilir (buna çocukların bayılacağından eminim). Kısacası yazın daha kolay ve keyifli olacağını düşünüyorum. Bizim keyif almadığımız sanılmasın. Çok güzel vakit geçirdik. Karavanla yeniden tatil yapmak isterim ben.

Sonbaharda Yedigöller’in fotoğrafçılar arasında bir efsaneye dönüşmüş olduğunu tahmin etmek güç değil. Doğa muhteşem. Kızarmış, dökülmüş yapraklar ve göl manzarası çekmeye gelmiş kalabalığın içinde sessiz sakin köşeler bularak Yedigöller’in sonbahar güzelliğini yansıtan fotoğraflar çekmeye çalıştım. Gitmeden önce çocukların fotoğraflarını çekmeyi planlamıştım. Poz vermek konusunda inatçı iki bücürle çekim yapmak beni zorlasa da sonuçlar güzel oldu. Yazı çok uzun oldu. Buraya kadar okuyacak kadar sabırlı olduğunuz için teşekkür ediyor sizi orada çektiğim ve sevdiğim fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum.

Ozan-1 Ozan-2 Ozan-3 Ozan-4 Ozan-5 Ozan-6 Ozan-7 Ozan-8 Ozan-9 Ozan-10 Ozan-11 Ozan-12 Ozan-13 Ozan-14 Ozan-15 Ozan-16 Ozan-17 Ozan-18 Ozan-19 Ozan-20 Ozan-21 Ozan-22 Ozan-23 Ozan-24 Ozan-25 Ozan-26 Ozan-27 Ozan-28 Ozan-29 Ozan-30

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>