ama insan uyumaz bazen düşünür…

Gece olup da kendimle başbaşa kalınca bir sürü şey dolaşmaya başlıyor kafamda.
Babam hayattayken onun bir gün aramızdan ayrılacağını düşündüğümde bu düşünceyi nasıl hızla kafamdan atmaya çalıştığımı hatırladım. Bunu aklıma getirmek ölümü çağırmak gibi gelirdi. Ve bundan uzaklaşıp babamı ölümsüzleştirirdim. Bedenen ölümsüzleştirmeyi başarmak mümkün değil ama zihnimde o tabii ki ölümsüz.

Böyle zor günlerde yanında sana sarılacak ne kadar çok insan varsa acının bir o kadar katlanılabilir olduğunun iyice farkına varıyorum. Eskiden yakınını kaybeden arkadaşlarımı aramaya çekinir, bundan bahsedince üzüntülerini katlayacağımı düşünürdüm. Öyle olmuyormuş. Cenazeye gitmenin cenaze sahiplerine iyi geldiğini de bilmiyordum. Yıllar önce çok sık görüşmediğim bir arkadaşım babasını kaybettiğinde cenazesine gidip ona sarılmıştım. Beni gördüğüne şaşırmış, ağlamaktan şişmiş gözlerinde “iyi ki geldin” bakışını görmüştüm. Yine de bu biraz daha iyi hissettirme halinin tam olarak farkında değildim. Düne kadar… Uzun zamandır görmediğim ve görmeyi hiç beklemediğim arkadaşlarımın orada olmasının benim için ne demek olduğunu anlatmam mümkün değil. Çok yakınlarımızın yanımızdan hiç ayrılmamasını, bütün ihtiyaçlarımıza koşmalarını saymıyorum bile. Bugünlerde yanımızda olamayıp telefonlarıyla, mesajlarıyla, mailleriyle acımızı hafifletmeye çalışanları da unutmamalı. “Ne desem boş, sözün bittiği yer” diyoruz ya… Öyle değil aslında. Çok güzel şeyler okuyorum, hepsine tek tek cevap verme gücünü şimdi bulamıyorum ama hepsi benim için çok değerli. Babamın yüzünü hiç görmediğim arkadaşlarından gelemeyip de telefon eden hepsinin “numaramı kaydet kızım, bundan sonra bir şeye ihtiyacın olduğunda mutlaka ara” demesinin ne demek olduğunu da anlatamam. Bu dönemde destek olan herkese çok teşekkür ediyorum.

İlk defa ölüm üzerine bu kadar çok düşünüyorum. Böyle büyük bir ayrılığın böyle büyük bir birleştirici gücünün olması ne kadar tuhaf…

Duygularım çok inişli çıkışlı. Bir an geliyor ne kadar metanetliyim diyorum. Annemin karşısında güçlü duran, onu teselli etmeye çalışan biri oluveriyorum. Bunu zorla yapmıyorum, o güç gerçekten geliyor. Sonra bir an isyan ederken buluyorum kendimi.

Neden bu kadar erken…
Neden küçücük bir çocuğun hayatında çok güzel ve kocaman bir yer kaplarken bir anda gidivermek…
Neden bu kadar çaresizlik hissiyle gelen bir ölüm…
Neden dünyada bir sürü kötü insan varken herkesin her işine koşan babam…

Sonra kabulleniyorum. Hayatta bazı şeylerin bizim elimizde olmadığını biliyorum. Her yaşadığımız tecrübenin acı da olsa hayata bakışımızla ilgili olumlu bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu kadar sevilen bir insan olduğu için gururlanıyorum, seviniyorum. Ozan’ın İbo dedesi olarak ona çok güzel günler yaşattığı için mutlu oluyorum. Sondan bir gün önce denizde yüzerlerken çektiğim videosunu seyredip gülüyorum.

Sonra yine gözyaşı, sonra günlük hayatla ilgili konuşmalar içinde dağılan düşünceler, sonra yine gözüme dolan yaşlar, sonra yine gülümseme… Zaman içinde bu iniş çıkışların çok daha az olacağını biliyorum. Ama yokluğunu hep hissedeceğiz.

Bizi yukardan bir yerden göreceğine inanıyorum. Tam cenaze namazı kılınacağında ayağa kalktığımızda, sırayla önce annemin sonra kardeşimin sonra da benim üzerimde pırpırlanarak bir tur atan o kahverengi kanatlı kelebek gibi etrafımızda pırpırlanacaksın biliyorum.

Evet insan uyumuyor bazen düşünüyor…

http://youtu.be/iATLhq5TrzE

güneş doğar güneş batar
ama insan uyumaz bazen düşünür
geceler kısadır çabuk geçer
ama insan uyumaz bazen düşünür

deniz masmavidir ne güzel
ama insanlar görmez bazen
şiirler şarkılar masallar
ama insanlar duymaz bazen
üzme kendini ümitsiz gibi
sevenin var bak ne güzel

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>