Biz yılbaşında Ayder Laylası’ndaydık!

Ve dünya güneşin etrafında bir tam tur daha döndü, mevsimler geldi, mevsimler geçti, bir yıl bitti, bir yıl başladı… Yıl biterken insanların çoğu, zamanın su gibi akıp gittiğine dair yorumlar yaptı, koca bir yılı nasıl da devirdik diye şaştı kaldı. Yine büyük bir çoğunluğu yeni yıla yeni kararlarla, umutlarla ve büyük beklentilerle girdi. 31 Aralık gecesi restart butonuna basıldı. Kimi çılgın, kimi sakin, kimi düşünerek, kimi düşünmemeye çalışarak, kimi uyuyarak, kimi huzurla uyuyan bir güzelliği koklayarak geçmişe yolladı yılın ilk dakikalarını. Ben bu sonuncu grupta yer aldım. Oğlumu kokladım 1 Ocak’ın ilk anlarında…

Yıl biterken hep şunu düşünürüm. Yılın ilk ve son gününe ne çok anlam yüklemeye çalışıyoruz. Yok diğer günlerden bir farkı desek de yeni kararlar alıp değiştirmek istediğimiz şeyler için ihtiyaç duyduğumuz gücü buluyoruz kısa bir an da olsa. Kimimiz aldığı kararları yıl içinde uyguluyor, hayallerini gerçekleştiriyor. Pazartesileri rejime başlamak gibi, 1 Ocak’lar da hayata yeniden başladığımız gün oluyor. Her ne kadar 31 Aralık’tan hiç bir farkı olmasa da… Bir de yılı çılgınlar gibi eğlenerek ya da eğlenmeye çalışarak uğurlama klişesi var. Hayatımın bir dönemi o gece çok eğlenmeyi umarak, çabalayarak ama eğlenemeyince hayal kırıklığına uğrayarak geçti. Takvim üzerinde anlamsız görünen bir çok günde yılbaşı gecesinden çok daha fazla eğlenmişimdir. Bu yıla kadar çok eğlendiğim bir yılbaşı akşamı olmadı. Uzun zaman önce 31 Aralık’ta dışarda eğlence peşinde koşmanın anlamsızlığını keşfetmiş, çoğunda çok sıkılmış ve erkenden uykum gelmiştir. Şu “yeni yıla nasıl girersen tüm yıl öyle geçer” hikayesi var ya… Onun baskısı mıydı neydi ise geçtiğine seviniyorum.

Bu yıl ise bambaşkaydı. Bugüne kadar eğlenmeden geçirdiğim yılbaşı akşamlarına inat çok eğlendim. Ve evet şundan kesinlikle eminim ki içinde olduğum en farklı ve güzel yılbaşı programıydı. Sadece o geceden bahsetmiyorum. 3 gün boyunca bambaşka bir dünyanın içinde olmanın keyfini tarif etmem imkansız. 30 Aralık-1 Ocak tarihlerinde Bukla Tur ile Ayder Yaylası’ndaydık. Trabzon havalimanına ayak bastığımız andan, dönüşte Sabiha Gökçen’e inişimize kadar geçen sürede gerçek dünyamdan kopup gittiğimi hissettim. Mis gibi dağ havası, kar kokusu, pırıl pırıl bir güneş, yeni tanışıp birlikte uzun kahkahalar attığımız insanlar, samimi gülümsemeler, yemek masasında uzun uzun muhabbetler, hiç tanımadığım kişilerle elele horon oynamalar, soba üzerinde çıtırdayan ekmekler, lezzetine bayıldığımız yemekler, şarkılar, türküler ve daha neler neler. Çok güldük, çok eğlendik… Temiz havada yürüdük, karlı yamaçlardan yuvarlandık, Ozan’ın hayalini gerçekleştirip burnu havuçlu bir kardanadam yaptık, bir rafting botuna doluşup çığlıklarla kaydık, devrildik, bir naylon torbanın üzerine oturup kayarak çocukluk günlerimize gittik. Hangi birini detaylı anlatsam bilemedim. Fotoğraflar da anlatmaz gerçi ama azıcık fikir verecektir. Belki de en doğru hissiyatı oğlumun geçen gün bana sorduğu şu soru veriyor:

“Anne beni bir daha laylaya götürecek misiniz? Ben o kar oynadığımız yere gitmek istiyorum yine.”

Evet biz yine gitmek istiyoruz. Her yeni yıla böyle güzel insanlarla başlamak istiyoruz. Bukla Tur‘un ve Oberj Otel‘in muhteşem çalışanlarına ne kadar teşekkür etsek az. Güleryüzleriyle ve samimiyetleriyle kalplerimizi kazandılar. Çok teşekkürler.

Bu arada Oberj Otel sayfasını mutlaka ziyaret edin. Nevi şahsına münhasır, çok tatlı bir butik otel. Dillere destan kurallarını duymadıysanız okuyun :)

Fotoğraflar bu kadar değil tabii ki. Biraz uzun oldu ama 9 dk’sı olanlara hem fotoğraf hem video karışık bir gezi hikayesi hazırladım. Keyifli seyirler…

8 thoughts on “Biz yılbaşında Ayder Laylası’ndaydık!

  1. Çok güzel! Eline emeğine sağlık Latife’cim :))
    Eşim Rize’li ama henüz Ayder’e gitmeyi beceremedik. Sayende baskı yapacağım artık galiba.

    Bu arada Ozzi’nin düşünüp de “hiç bir şey yapmadım” demesine bayıldım :))

  2. Latife, harika! Biz de niyetlendik valla- hemen araştırmalara başlıyorum.

    Favorim rüzgar gülleri, özellikle de mavi olanı. Ozi’yle birbirilerine çok yakışmışlar:).

    • Çok teşekkürler. Rüzgar gülleri harikaydı. O kadar çok fotoğraf çektim ki, kendimi durduramadım :)
      Ve evet Karadeniz mutlaka görülesi bir yer. Kışın da bir başka güzel oluyor. Önümüzdeki sene yılbaşında birlikte gidelim ne dersiniz? :)

  3. Video cooook guzel olmus, eline saglik latifecim… suratimda bir siritma, nedenini anlayamadigim sekilde arada bir tuylerim diken diken olarak izledim. Benim de nisantasiymis,partiymis,otelmis tum kutlamalar arasinda en keyif aldigim,en huzur dolu ve bir o kadar eglenceli gecirdigim yilbasiydi,seneye annemleri de goturmek istiyorum o denli:) karin keyfi inanilmazdi:) bi de yesilini gormeye baharda gidelim
    Ama buklayla ve sizlerle olsun, oylesi guzel:)

    • Burcuuuu :)
      Ne güzel ifade etmişsin. Kesinlikle aynı şekilde hissediyorum. Yüzümde kocaman bir sırıtma oluyor düşününce, fotoğraflara bakınca. Ve harika bir fikir yeşillerde birlikte gitmek. Hadi yaz gelsin :)

  4. Anlatimina içim gitti! Nasil canim çekti benim de! Dur bakayim ben hemen bu verdigin linklere :)
    Sen yoktun tabii fotolarda. Bizim ailedeki rol dagilimimiza cok benzemis bu durum. Iste sirf bu yuzden iphone4’e içim gidiyor biliyor musun? En azindan arada kendimi fotolara dahil edebilirim diye:D

    • Hahahaa evet ne kadar doğru bir tespit! Aslında birkaç fotoda varım ama sanırım alışık olmadığımdan onları kullanmadım hikayede. 1000 fotoğrafta 1 karede yer alan zavallı fotoğrafçıyım ben. Ama “içim gitti” gibi yorumlar duyunca fotoğrafların görevini yerine getirdiğinin düşüncesi içimde daha büyük bir heyecan yaratıyor :)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>